|
|
|
| |
|
|
| |
| Av Köperklerinin Eğitimi |
| Temel Emirler |
| Aport |
| Onore |
| Hataları Düzeltme |
| |
| |
| Av Köperklerinin Eğitimi |
|
Av köpeklerinin cinslerinin iyi olması ne kadar önemli ise köpeklerin
eğitimi konusu da o kadar önemlidir.
Uzun senelerin tecrübesiyle yazılmış birçok kitaptan ve değişik
eğitim sistemlerinden, memleketimiz şartlarına da en uygun olanları
arasından bir derleme yapılarak ve profesyonel yetiştirici için
değil de, avcıların kendilerinin köpeklerini eğitebilecekleri bir
biçimde hazırladığımız bu bölümün faydalı olacağı görüşündeyiz.
Eğitimi, cinslerin tanımından daha önemli görmemizin başlıca sebebi,
senelerden beri, yurtdışından getirilmiş av terbiyesi görmüş bröveli
köpeklerin sahibinin kendileriyle diyalog kuramamasından ve eğitimleri
doğrultusunda idare edememesinden bozulduğu, nice pedigri (safkan)
yavruların burada doğru dürüst yetiştirilemediği, en azından istenileni
veremediği görülmektedir. Diğer taraftan, görünüşü av köpeğini andırmaktan
ileri gitmeyen, cinslikle alakası olmayan pek çok köpeğin de, kimine
göre içinde olduğundan, kimine göre çok ava çıktığından, yüksek
av randımanı verdiği de görülmektedir. Bu iki hususun doğruluğunun
yanı sıra bir gerçek daha vardır ki o da, köpeğin iyi olmasının
büyük kısmı da kısmet’e bırakıldığıdır. Fermacı bir cins olmasına
rağmen ferma yapmazsa veya kısa durursa, avını sıkarsa, tüfekten
korkarsa ve avda alır başını giderse kabahat hep köpeğin olur. İçinde
yokmuş veya yaramaz denir geçilir. Ya köpek elden çıkartılır veya
çok sevdiğimizden, hayatı boyunca tatlı bir bela olarak yanımızda
yaşar.
Bu açıdan bakıldığında, bu sadık dostumuzu biz insanlardan çok daha
akıllı bir sınıfa koymak gerekiyor. Hangimiz sırf içinde olduğu
gerekçesiyle hiç bir şey öğretilmeden okuma yazma öğrenebilmiştir?
Veya köpeğin kendine göre yaptığı işle tam bir karşılaştırma yapmak
gerekirse, çok daha fazlasını, mesela bir uçak kullanmayı, okuma
yazma bilmeden kimse öğretmeden kim becerebilmiştir? Sevgili dostumuz,
sahibim diye kabullenmeye her zaman hazır olduğu insanın çıkarttığı
birtakım seslerden onun ne istediğini anlayacak, yeteri kadar çabuk
anlamazsa azar işitip dayak yiyecek, yerdeki binbir koku arasından
sahibim bu hayvanı bulmamı istiyor deyip bulacak veya haftalardır
bağlı olduğu 1,5 metrelik zincirden kurtulmanın sevinciyle sizden
uzaklaşıp gene siz istiyorsunuz diye av kaldırdığı zaman, saçmalarınızın
oraya kadar gelemeyeceğini hesap edememek gibi fizik bilgisinin
içinden gelmemesinden dolayı gene horlanıp dövülecek. Ne acıdır
ki, sinirlerine hâkim olamadıkları için sahibinden saçma yiyen,
sahibinin istediğini kendiliğinden anlama dehasını göstermemiş pek
çok köpek de av merasında, neşeyle geldiği av merasında ölüp gitmiştir.
İnsan denilen varlıkların kendi aralarında bile anlama ve kavrama
kapasiteleri o denli değişebilirken, köpekten istediklerimizi anlamasını
beklemekte insaflı ve sabırlı olmak da bu vefakâr dost’a karşı ufacık
bir borçtur.
Eğitim dendiği zaman da bu, köpekle insan arasındaki diyaloğun en
iyi şekilde anlaşılabilir ve iki taraf arasındaki uyumu sağlayacak
şekilde olması gerekmektedir. Bunun için de avcının önce kendisini
eğitmesi gerekmektedir. Sinirlerine hâkim, sabırlı, eğer sinirleneceği
bir şey varsa onun da kendi anlatma kabiliyetsizliğinden olduğunun
bilincinde olan bir kimse için sevgili köpeğiyle eğitime başlarken,
başarılı avların ilk adımı da atılmış olur.
Köpeğin eğitim öncesi devreleri ve eğitime hazırlığı sonradan alacağınız
neticeyle doğru orantılı olup çok önemlidir. Bu sürede köpeğiniz
öğrenmeyi öğrenecektir.
Köpeğini eğitmek isteyenler, öncelikle kendilerini buna hazırlamalıdır.
Birlikte yaşadığınız, uzun yıllarınızı birlikte geçireceğiniz köpeğinizin,
çok sevdiğiniz avınıza zevk veya cefa yapmasını şansa bırakmamak
için onu eğitmeniz gerekir ve bunada önce kendinizin hazırlıklı
olması lazımdır.
Köpeğinizi ciddi bir eğitime tabi tutmadan önce ne şekilde hazırlamalı,
nasıl bir eğitim öncesi devresi geçirilmelidir?
Köpeğin eğitilmeye başlanması, hayvanın algılama gelişimiyle birlikte
yürütülmelidir. Bu şekilde erken başlayan bir eğitimle, köpeğinizin
kötü huylar edinmesine de mani olursunuz. Eskiden Avrupalı ve Amerikalı
eğitimciler altı aylıktan önce eğitime başlamazlar, hayvanın belli
bir dereceye kadar gelişmesini beklerlerdi. Halbuki yapılan laboratuvar
çalışmaları eğitime ne kadar erken başlanırsa o kadar sağlam bir
temelle köpeğin yetişeceğini ortaya çıkarmıştır. Bilindiği gibi
dünyada en iyi eğitimi körleri yöneten köpekler görmektedir. İnsan
hayatının onların elinde olması, hiçbir hata yapmayacak şekilde
eğitilmelerini gerektirmektedir. Bunların eğitimlerinin geliştirilmesiyle
ilgili bir çalışma yapan, Amerika’da, Maine’deki Jackson Memorial
Laboratuvarı, Hayvan Davranışları Bölümü Müdürü Dr. J. Paul Scott’un
tespitlerine göre, bir yavru köpeğin algılama ve öğrenebilme gelişmesi
beş devre halindedir ve bunların hepsi de hayvanın doğuşundan onaltı
haftalık oluncaya kadar geçen zaman içerisindedir. Hayvanın zihinsel
yapısı bu devrelerde kesin değişmeler göstermektedir. Eskiden altı
aylıktan hatta bir yaşından sonra başlayan eğitimlerle körler için
köpek yetiştirilmesinde %20 başarı elde edilirken, bugün küçükten
başlayan Dr. J Scott’un belirlediği devrelere uyularak yapılan çalışmalarla
sonradan verilen eğitimden alınan neticenin %95 olduğu ortaya çıkmıştır.
Köpeğinizin cinsi ne olursa olsun, ister av köpeği ister bekçi köpeği,
eğer bir eğitime tabi tutmayı düşünüyor ve bunda da başarılı olmak
istiyorsanız, o zaman aşağıdaki beş devrenin icaplarına göre köpeğinizle
bir dialog kurmanız gerekmektedir.
Birinci devre: 0-21. gün
Araştırmaların belirlediğine göre bütün cinslerdeki yavruların yirmibirinci
güne kadar zihinsel kapasiteleri hemen hemen sıfırdır. O güne kadar
bütün ihtiyacı gıda, uyku, sıcak ve annesidir. Bütün fonksiyonları
içgüdüsel olarak hayatını sürdürebilmek içindir.
İkinci devre: 21-28. gün
Bu devrede beyin ve sinir sistemleri gelişmeye başlar. Etrafındaki
koca dünyanın farkına varır yavaş yavaş. Bu devre, yavrunun annesine
en çok ihtiyacı olduğu zamandır. Çevrenin, psikolojik yapısında
en etkili olduğu devre budur. Bu arada annesinden ayrılması gelişmesinde
de büyük bir yara açar.
Üçüncü devre: 28-49. gün
Bu üç haftalık sürede yavru annesinden cesaret alarak etrafını inceleyecek
ve tanımaya başlıyacaktır. Sürenin bitiminde beyni yetişkin bir
köpeğinki kadar gelişmiş ancak tecrübeden yoksundur. Bu sıralarda
şahısları tanımaya ve seslerine reaksiyon göstermeye başlar. Kardeşleriyle
de arasında daha bilinçli bir mücadeleye girişmektedir. Artık öğrenmeye
hazırdır. Bu devrenin sonunda, kendi karakteri çok fazla oluşmadan
sütten kesilerek, kardeşlerinden ve annesinden ayırılmalıdır.
Dördüncü devre: 49-84. gün
Yedi haftalıkken köpeğinizi aldığınızda, vücutça daha gelişmemiş
olmasına karşılık, kafaca tamamen gelişmiştir.
Dr. Scott’un belirlemelerine göre, köpekle insan arasındaki ilişkiyi
kurmanın en iyi zamanı bu devredir. Ona yiyeceğini veren, annesinin
yerini alacaktır. Bu devrede yavrunun kafasında kuracağı bağlantılar,
ilerdeki eğitimine de tesir edecektir. Bu devrede eğitime yönlenmenin
en iyi zaman olduğunu ve köpeğinizle patronu, yani sizin aranızdaki
bağın en sağlam temellere oturduğunu unutmamak gerekir.
Yine bu devrede yavruya bazı emirlere itaat etmesini öğretmeye başlamak
lazımdır. GEL, OTUR, YAT, KAL, TOPUK gibi emirler ciddi bir eğitimden
ziyade oyunla karışık olarak öğretilmeye başlanır. İlerdeki fasıllarda
bunların hepsinin nasıl öğretileceği anlatıcalacaktır. Bu devrede
tasma ve kayışla dolaşmaya da alıştırılmalıdır.
Bu devrede yavrunun kardeşlerinden ayrılması şarttır. Zira, bu öğrenme
devresinde kendi cemiyetinde başına buyruk olarak yaşamayı öğrenmeye
başlar ki bu da değiştirilmesi zor olan kötü huylar edinmesine sebep
olur. Halbuki sizin yanınızdaki hayatı, okuldan önce ana okulu gibidir.
Burada aranızdaki ilk bağlılık kurulur, daha sonraki eğitiminde
büyük faydaları dokunacak olan emir almayı öğrenmeye başlayacaktır.
Çok önemli bir devredir.
Eğer köpeğinize evde bakıyorsanız, gene bu devrede ev temizliğini
öğrenmesi lazımdır. Sizin de en çok sabıra ve anlayışa ihtiyacınız
bu devre olacaktır. Yavrunun kardeşlerinden ve annesinden ayrıldığı
ilk birkaç geceyi uykusuz geçirmeye hazırlıklı olunuz. Ne yapsanız
o bağıracak, ağlıyacaktır. Dayakla susturmaya çalışmayın. Zira,
küçük bir bebeğe dayakla bağırmaması lazım olduğunu anlatamıyacağınız
gibi ona da anlatamazsınız. İçi yünlü kumaş parçalarıyla dolu, içinden
çıkabileceği yükseklikte kenarları olan bir kutuyu ona yatak yapın.
Hatta içine ılık su konmuş bir sıcak su torbasını bu kumaşların
altına koyarsanız, onu daha da rahat ettirmiş olursunuz. Yavruyu
bir odaya veya banyoya kapatıp yalnız bırakın. Kulaklarınızı iyice
tıkayıp, ortalığı yıkan haykırışları duymadığınıza kendinizi inandırarak
uyumaya çalışın. Şansınız varsa iki gecede, yoksa bir haftada sesi
kesilecektir. Arada bir müddet için ona ayırdığınız yerin tabanına
da gazete kâğıdı döşeyin. Çişi geldiği zaman, kendiliğinden kutusundan
çıkacaktır. Pislettiği yerde hep gazete olması ilk eğitiminin başlangıcıdır.
Gündüzleri evin içinde sizin veya ailenizin yanındayken de belli
bir köşeye gazete kâğıdı serin. Çömeldiğini gördüğünüz anda, hayvanı
kaptığınız gibi, kızarak sert bir şekilde “HAYIR” diyerek gazetenin
üstüne koyun. Yetişememiş olsanız, o da işine başlamış veya bitirmiş
olsa dahi bunu yapın. Balkon veya düz ayak bahçeniz varsa derhal
azarlıyarak yavruyu dışarı çıkarın. Ama istediği zaman kendiliğinden
çıkamıyorsa gazeteyi gene de sermeyi ihmal etmeyin. Günde 15-20
kere küçük, 5-6 kere de büyüğünü yapan yavrunuz, birkaç hafta içinde
birgün kendiliğinden gidip gazetenin üstünde size ilk gösterisini
yapacaktır. Arada bir başka yere yapsa da mesele hallolmuştur.
Beşinci devre: 84-112. gün
Bu devre köpeğinizin artık disiplinli bir eğitime başlayabileceği
devredir. Gene bu devrede yavrunuz kendi hürriyetini ilan etme çabası
içinde sizi her yönden deneyecektir. Aranızdaki ilişkide kimin patron
olduğu da bu arada ortaya çıkacaktır. Bunun için de bir önceki devreyi
birlikte geçirmiş olmanızın ve ona bazı emirlerinize itaat etmeyi
öğretmeye başlamış olmanızın yararı büyüktür.
Tabi köpeğinizi bu devrede de almış olabilirsiniz. Eğitime doğrudan
bu devrede başlayabilirsiniz. Ancak dördüncü devredeki eğitim öncesi
çalışmalarınızın eksikliği her zaman kalacaktır. Tabi bu biraz hayvanın
kapasitesi ve yapısıyla da ilgilidir. Fakat dördüncü devre, beşinci
devredeki muhtemel şanssızlığınızın sigortasıdır. Ayrıca yavrunun
zihinsel gelişmesinin evrimini bilmek size hem zaman kazandırır
hem de işinizi kolaylaştırır. Ayrıca köpeğinizle bu devrede tanışmanız,
patronluk savaşını kazanmanız için dayağa başvurmanıza da ihtiyaç
gösterebilir ki bu da yeni başlayan ilişkiniz için çok da iyi değildir.
EĞİTİMDE HATIRLANACAK BİRKAÇ HUSUS
- Köpeğiniz sesinizin tonundan iyiyi, kötüyü ayırabilmelidir.
İyi yaptığı her hareketinde kendisine “AFERİN” ile birlikte sevindiğinizi
gösterin.
- Aksini yaptığında da sert bir sesle “HAYIR” deyin. Unutmayin ki
köpek sizi her zaman memnun etmek hevesinde olan bir dostunuzdur.
Onun için memnun olduğunuzu kendisine ne kadar çok gösterirseniz,
o kadar iyi netice alırsınız.
- Önceden yaptığı bir kabahat için azarlamayın. Anlamaz. Anında
yakalarsanız azarlayın.
- İlgisinin dağılabileceği zamanlarda birşey öğretmeye çalışmayın.
Çocuklar, yabancılar, başka hayvanlar ve uzayan eğitim ilgisini
dağıtacaktır.
- Öğrettiğinizde ısrar edin. “OTUR” diyerek, oturttuğunuz zaman
kalkınca bıkmadan tekrar tekrar söyleyerek oturtun. Döverek değil.
- OTUR ve KAL’ı öğrettikten sonra yanından uzaklaştığınızda, kalkacak
gibi olursa, kelimeleri tekrar edin. Dinlemeyeceğini anlarsanız,
“GEL” diye yanınıza çağırın. Bu şekilde iki emri yerine getirmiş
olacaktır.
- Ödülünüz sadece okşama ve tatlı söz olsun. Hiçbir zaman ödül olarak
yiyecek vermeyin.
- Köpeğin iyi ve kolay öğrenebilmesi için üç ana prensibin benimsenmesi
lazımdır.
a) Size güven duyması: Her zaman kendisini seven, dostu olan bir
sahibi olduğunu hissetmesi,
b) Sizinle yakın olması: Mümkün olduğu kadar çok birlikte olmanız,
eğitiminden elde edeceğiniz neticeyi de büyük ölçüde etkileyecektir.
Hergün işten geldiğinizde köpeğinizi yanınıza alın onunla ilgilenin.
c) Sıkıntılara ve kısıtlamalara alışması: Eğitim doğaya terstir
ve bir takım sıkıntı ve kısıtlamalar getirir. Ne kadar erken başlarsa,
o kadar buna alışır.
- Köpeğinizin adını çağırma değil, dikkat kelimesi olarak kullanın.
Sizinle ilgili değilken ismini seslenip, dikkatini çekin, arkasından
da ne yaptırmak istiyorsanız onu söyleyin.
- Köpeğinizi çağırmak için düdüğe alıştırın. Ayrıca kelimeyle emir
öğretirken, el hareketleriyle de emri anlamasını öğretin. Bu, ortalıkta
bağırmadan av yapmanızı sağlayacaktır.
Yavrunuzun ana okulu artık bitmiştir. Birlikte geçireceğiniz okul
ve eğitim devresinin temel prensipleri oluşturulmuştur.
Yavru köpeğiniz okula gidiyor.
Eğitimin dördüncü devresi olan 49-84. günler arasında bazı emirlere
itaat etmeyi oyunla karışık öğrenmeye başlaması ilerideki okul devresine
de hazırlık olur. Eğitimi beş haftalıkken başlayan köpeklerin kafa
gelişmesi de o nispette erken olur ve ileride iyi neticeler alınmasına
esas, eğitime hiç ara verilmemesidir. Erken eğitimle %90 iyi netice
alınacak bir köpekte okul öncesi eğitimi oniki haftalıkken bittiğinde
eğitimi keserek diğer köpeklerin yanına bırakılması ve yalnız iki
hafta eğitimsiz kalmasıyla alınacak netice %57’ye, bu sürenin üç
haftaya çıkmasıyla da %30’a düşer. Bu yüzdeler ilerideki devrelerinde
çok disiplinli ve ağır bir eğitime tabi tutulan “körleri yöneten”
köpeklerin gelişmesini içerir. Av köpeklerinde durum bu kadar kötü
olmayabilir. Fakat gene de erken ve devamlı eğitimin ne kadar etkili
olduğunun bir örneğidir.
Beşinci devre dediğimiz 84-112. günlerde yani yavrunun akli gelişmesinin
son devresinde oyunlar bitiyor ve gerçek iş başlıyor. Şuurlu olarak
basit emirler öğretilirken, şuuraltı olarak da köpeğin ava hazırlanması
sağlanıyor. Bu arada öğretilecek emirler sizin ileride rahat etmeniz
içindir. Artık köpeğinizin kafasını lüzumsuz şeylerle meşgul etmeyin.
Altı aylık olduğu zaman sizi dinleyerek doğru dürüst av yapacağı
şekilde yetişmiş olacaktır.
Şu sırada üç aylık olan yavrunuz, ikibuçuk saatlik ciddi bir okul
devresi sonunda, yani onbeş gün süreyle her gün on dakika çalışmakla,
OTUR-KAL (bulunduğu durumda kalması için), GEL, HOOP (durması için),
TOPUK (ayağınızın dibinde yürümesi için), YERİNE, HAYIR, YAT emirlerinin
hepsini öğrenmiş olacaktır.
|
| |
| Temel Emirler |
|
OTUR - KAL - GEL – HOOP
Bu dört emri öğrenmesi şarttır. Son ikisi o kadar önemlidir ki,
bunları öğrenmiş bir köpek eğer içinde de avcılık varsa iyi bir
av köpeği oldu demektir. Gene de bu emirleri bir sıra içinde öğreteceğiz.
Önce OTUR’u öğrenmesi, eğitim sırasında onu kontrolde tutmanızı
sağlar. Sonra KAL veya uygun bulacağınız başka bir kelime (dur kelimesi
otur ile ses benzerliği yüzünden kullanılmamalıdır) eğitim sırasında
kıpırdamadan sizi izlemesini sağlar.
Bu durumda köpeğinizi oturtup, KAL emrini verdikten sonra odanın
veya bahçenin öbür ucuna gidip oradan GEL emrini verebilirsiniz.
Aksi takdirde peşinizden gelecektir. Ondan sonra da HOOP (olduğun
yerde kal) emrini öğretebilirsiniz.
OTUR
Bu emir ilk önce köpek kayıştayken öğretilir. Bu, onu daha iyi
kontrol etmenizi sağlar. İkinci dersten sonra kayışsız da çalışabilirsiniz.
Sizi dinlemezse azarlamayın, sadece tekrar kayışa bağlayın. Bu,
ona aynı zamanda laf dinlemediği zaman bağlanacağını ve zorla yaptırılacağını
öğretir. Her oturtuşunuzda OTUR deyin. Bunu lafla yapmayı öğrenince,
işaret parmağınızı aşağı doğru indirerek işaret ve sesle birlikte
emrinize itaat etmeyi öğretin. Birkaç hafta yalnız işaretle oturmayı
öğrenmiş olacaktır.
KAL, KAL.. KAL.. KAL...
OTUR, KAL emri bir gün köpeğinizin hayatını dahi kurtarabilir.
Gelen bir otomobili görmeden yolda karşıdan karşıya geçerken bu
emri bağırmanız, eğer iyi eğitmişseniz köpeğinizin hayatını kurtarabilecektir.
Veya en azından bir yerden ayrılmasını istemediğinizde bu emirle
sizi dönene kadar bekleyecektir.
Ayrıca eğitimi sırasında diğer emirlerin öğretilmesine geçişte size
yardımcı olacaktır.
Köpeğinizi kayışla yedeğe alıp oturttuktan sonra yavaş hareketlerle
karşısına geçin ve elinizle de dur der gibi işaret edin. Yavaş yavaş
ondan uzaklaşın.
GEL
Av sırasında size en çok lazım olacak emir. Bu sayede köpeğinizin
sizden açılmasını kontrolde tutacaksınız. Şimdilik bu emri ilkokul
seviyesinde tutarak yalnız bahçenizdeki uygulamasını göstereceğiz.
İleride avdaki tatbikatını göstereceğiz. Bizim sistemimizin burada
diğer sistemlerle büyük ayrılık göstermektedir.
GEL’i öğretmenin değişik sistemleri vardır. Köpeğinizin peşinen
öğrenmesi lazım olan, emrinize derhal itaat etmesidir. Kendi istediği
zaman değil. Köpeğiniz üç şekilde bu emre itaati öğrenecektir. Sesle
çağırma, düdük (üst üste iki kısa öttürüş), el işareti (kal işaretinden
elin hızlı olarak yere doğru indirilmesi).
El işaretine köpeğin alıştırılmasının faydası büyüktür. Öncelikle,
av sahalarında devamlı olarak köpeğinize seslenmekten veya devamlı
düdük öttürmekten kurtulursunuz. Ayrıca, köpeğiniz göz ucu ile sizi
devamlı takip eder ve bu durumda vereceğiniz diğer el hareketlerini
de görmüş olur ve onun açılma mesafesini sessizce kontrol etmiş
olursunuz. İyi eğitildiği takdirde her köpek bu emre kolaylıkla
itaat eder ve birkaç hafta içinde her üç şekildeki çağırmaya da
cevap verir.
Eğitirken önce köpeğinizi oturtup, KAL deyin ve ondan uzaklaşın.
Uzaktan elinizi kaldırıp hızla aşağı indirirken de gel diye çağırın.
Aynı zamanda da bir düdükle iki defa üst üste öttürerek çağırın.
Eğer köpeğiniz buna itaat etmezse, dönüp ondan kaçarmışçasına koşun
ellerinizi çırparak. Bunu birkaç defa yaptığınızda artık her çağırışınızda
gelecektir. Köpeği adı ile çağırmayın. Zira adını, gelmeden size
bakması ve sizden emir alması için bilmesi gereklidir Gelmesi için
yalnız GEL’i, düdüğü ve işareti bilmelidir. Bütün bunlara rağmen
çağırınca gelmezse, kayışını bağlayıp, uzun olması için ona da bir
ip bağlayın. Sesle, düdükle, elle çağırdıktan sonra ipi çekerek
köpeği yanınıza getirin. Yalnız bunu bir iki kere, sadece ne istediğinizi
anlatmak için tekrarlayın. Sonra tekrar çözerek gene çağırmayı deneyin.
Size sevinerek gelmesini sağlamaya çalışın.
HOOP (veya uygun bulacağınız başka bir kelime)
Bu kelimeyi köpeğinizin kaldırdığı kuşu kovalamaması için öğreteceksiniz.
Köpeğin iç güdüsü kuşu kovalayıp yakalamaktır. Halbuki onun işi,
bulup kaldırmak ve avcılığı da size bırakmaktır. Bunun için avı
bulunca ferma durup beklemesi sizin yanına gelmeniz ve atışa hazır
olduğunuz zaman avı kaldırması lazımdır. Ferma durması avının üstüne
atlamak için bütün sinirlerinin ve kaslarının bir yay gibi gerilmesidir.
Fermada çok kısa durması da durmaması kadar sizin işinizi bozar.
O zaman durmayı öğrenmesi lazımdır. Hem ferma duracaktır hem de
kuşu kaldırdıktan sonra kovalamayı öğrenecektir.
Bu emri öğrenmekle köpeğiniz ferma durduğunda siz yanına yaklaşacak
ve yavaşça HOOP dediğiniz zaman kuşu daha kaldırmaması gerektiğini
anlayacaktır. Bundan sonra ya siz kuşu kaldıracak veya onu TUT gibi
kelimeyi de öğreterek bu emri verdiğinizde kuşu kaldırtabileceksiniz.
Yalnız kuşu kaldırdığında da tekrar bu sefer yüksek sesle HOOP diye
bağırarak kuşu kovalamamasını emretmeniz gereklidir.
Bu emri öğretmenin değişik yolları vardır.
Yavruya yemeğini verdiğinide HOOP, HOOP diye bağırarak bir taraftan
da tutup okşayarak yemeğin yanına gitmesine mani olun. Bıraktığınız
anda da TUT diyerek yemeğine atılmasını teşvik edin.
Diğer bir sistem köpeğin tasmasını bağlayacağınız bir ipi, köpeğin
arkasında duran bir direkten geçirerek öbür ucunu elinize alın.
Hayvanı oturtup KAL dedikten sonra uzağa gidin. GEL diye çağırdıktan
sonra, köpek size doğru koşarken HOOP diye bağırarak ipi hızla çekin.
Üçüncü ve yavrunun en kolay öğreneceği sistem de köpeğin OTUR, KAL
ve GEL’i iyice öğrenmiş olması halinde birkaç defa tekrar edilmekle
öğretilir. Yavruyu oturduğu yerden kendinize çağırdığınız zaman
size doğru gelirken, siz de hayvanın üzerine doğru hızla, bir eliniz
KAL dercesine havada ve HOOP diye bağırarak koşunuz. Etrafta bu
yaptıklarınızı seyredenler varsa görünüşünüz onlar için oldukça
komik bir manzara arz edecektir. Fakat köpeğiniz de, bu emri birkaç
defa tekrar ettiğinizde öğrenmiş olacaktır. Daha sonraları el işaretini
bırakarak yalnız sesle bu emri vermelisiniz. Bu emir ayrıca içi
çekirdeksiz düz çalan bir düdükle uzun çalmakla da verilebilir.
Veya daha fazla birşeyler öğretmek istiyorsanız, fermasını uzatmak
için yavaşça HOOP diyerek, kuşu kaldırdıktan sonra da düdüğü çalarak
onu durdurabilirsiniz.
Tek uzun düdük çalışı köpek terbiyesinde YAT emrinde de kullanılmaktadır.
Bu emre de köpeğinizi alıştırırsanız, kuşu kaldırdıktan sonra çaldığınızda,
kovalamayacak ve olduğu yerde yatacaktır.
Köpeğinize HOOP emrini verdiğinizde oturursa da aldırmayın. Yürümesinden
iyidir. Sizin ne istediğinizi anlamış demektir. Avda kuşun kokusunun
heyecanıyla köpeğinizin bu emri kolaylıkla duymamazlıktan gelerek
avını kovalayabilir. Fakat ilerki derslerde balık oltası kamışı
ve ucuna bağlı kanatla bu eğitimi yaptırarak ona ne istediğimizi
anlatacak ve iyice öğrenmesini sağlayacağız. Köpeğiniz avda iyice
tecrübelendikçe kovalama huyunu da bu sayede bırakacaktır.
HAYIR
Bu kelimeyi öğrenmesinin aslında bir dersi de yoktur. Onu eve aldığınızdan
itibaren bunu duyacaktır. HAYIR’da hiç taviz vermeyin ve her zaman
sert söyleyin. Okşar gibi değil. Ne demek istediğinizi hemen anlayacaktır.
TOPUK
Bu emir hem köpeğin emniyeti hem de sizin rahat etmeniz için şarttır.
Kayışına bağlıyken devamlı sizi çeken, serbestken de hep yanınıza
çağırmak için bağırtan bir köpek yeteri kadar sıkıntıdır. Bu emre
alıştırırken eğer varsa bir zincirden, sıkma tasması kullanmanız
işinizi kolaylaştıracaktır. Köpeğiniz kayışta sol yanınızda yürürken
sizi çektikçe çok ani ve kuvvetli olarak siz onu bir şokla geriye
çekin. Hayvanın omuzu sizin bacağınızı geçtiği her seferinde bunu
yapın. Birkaç derste çekmemeyi öğrenecektir. Her seferinde de sert
olarak TOPUK deyin ve sağ elinizi de bacağınıza şaplatın. Daha sonraları
yalnız bu şaplak sesine itaat etmeye alışır. İyice tecrübelenmiş
bir köpek bu emirle birlikte yanınızda kayışsız yürüyecektir.
YERİNE
Köpeğinizin en kolay öğreneceği kelimelerden biridir. Yavruyu
kulübesinin önünde oturttuktan sonra elinizle işaret ederek YERİNE
deyin. Gitmezse de arkasından iterek içeri girmesini sağlayın. Birkaç
seferden sonra hemen emrinizi yerine getirecektir. Aynı emri arabaya
binmesi için de kullanın. Bu arada yeri gelmişken küçük bir hatırlatma.
Köpeğinizi sıcak havalarda arabanızın içinde bırakmayın. Döndüğünüzde
sevgili dostunuzun ölüsüyle karşılaşmanız hiç de az bir ihtimal
değildir.
YAT
Yavruyu önünüzde oturtup iki ön ayağını çekerek yatırın ve YAT deyin.
Birkaç defa tekrar ettiğinizde sizi dinlemeye başlıyacaktır. Eğer
direnirse, iki ayağını bir elinizle çekerken, bir elinizle de sırtından
bastırın. Bunu öğrendikten sonra YAT emrinden sonra düdük çalarak
buna da itaat etmeye alıştırabilirsiniz.
Köpeğinizin üstünüze sıçrayarak sevgisini belirtmesine mani olmanız
gerekmektedir. Bunun için iki ayağı üzerine kalktığında, hayvanın
göğüs kemiğini kıracak kadar kuvvetli olmamakla birlikte sertçe
bir diz çıkın. Birkaç sefer bununla karşılaşırsa bu huyunu bırakacaktır.
Bütün bu sıralanan emirleri öğrettiğinizde artık söylediklerinizle
ve işaretlerinizle istediğinizi yapan ve anlayan, itaat terbiyesi
almış bir köpeğiniz var demektir. Tecrübelenene kadar ve büyüyüp
ağırbaşlı bir köpek oluncaya kadar gene zaman zaman sizi çileden
çıkartacaktır. Ama artık temel atılmıştır. Her geçen gün daha mükemmel
bir köpeğiniz olacaktır.
ADIM ADIM - YÖN MESAFE, KONTROL
Köpek terbiyesinde hiçbir kısım diğerinden ayrı değildir. Olayı
bir bütün olarak düşünmek gerekir. Neticesinde de köpeğinizle birlikte
zevkle yapacağınız avlarınız yer alacaktır. Bahçenizdeki eğitiminiz
bir yandan devam ederken, arazide de çalışmalar başlamalıdır.
Eğitimin bu safhasında birçok köpek bozulmuştur. Onun için bu bölüme
adım, adım dedik. Elde etmek istediğimiz, eğitimi tamamlandığında,
kontrolümüzde olan, iyi av yapan bir av köpeğidir. Eğer köpeğiniz
size yakın mesafede dolaşıyorsa, o zaman eğitim için harcıyacağınız
zaman da kısalacaktır. Arazinin öbür ucunda koşturan köpeğinizin
hatalarını da o mesafeden düzeltemeyeceğiniz muhakkaktır. Ayrıca
hayvanın kendisi için değil sizin için avlandığını da bilmesi lazımdır.
Birçok eğitim sisteminde genç köpeğin hevesi kırılmasın diye istediği
kadar koşmasına izin verilir, sonradan üzerinde kontrol oluşturulmaya
çalışılır. Bizim sistemimizde ise tam tersi uygulanmaktadır. Köpeğiniz
sizin devamlı kontrolünüzde ve yakınınızda olacaktır. Böylelikle
ne yaptığını gözleyebilecek ve müdahale edebileceksiniz.
İlk yıl devamlı olarak yakın avlanacak ve sizin ondan ne istediğinizi
öğrenecek. Bundan sonra mesafesini de artırabilecektir. Yakın dolaşmaya
alışmış bir köpeğin mesafesini uzatmak, istediği kadar uzağa gitmeye
alışmış bir köpeği yakın dolaşmaya alıştırmaktan çok daha kolaydır.
Her zaman söylediğimiz gibi, önce köpeğinize ne istediğinizi iyice
anlatmanız gerekmektedir. Bunu yapabilmeniz için de size yakın dolaşmalıdır.
Islık veya düdük çaldığınızda yanınıza gelmenin şart olduğunu bilmelidir.
Daha hayvanın küçüklüğünde buna alışması, tabii olarak dolaşırken
sizden uzaklaşmamak gibi bir huy edinmesine mani olacaktır. Biraz
sebatkâr olup işi sıkı tutarsanız, uzaklaşamayacağını öğrenecek,
dolaşırken devamlı bir yandan sizi gözleyecektir.
Bu derste ilk önce yavrunuza avda yerinin sizin önünüzde dolaşmak
olduğunu öğreteceğiz. Çok genç yaşından itibaren dolaşmaya çıkartırsanız,
o da size yakın dolaşmada büyük bir istek gösterecektir.
İkinci olarak da arazide avlanmasını öğreteceğiz. Geliştikçe ve
büyüdükçe süratlenecek ve sizin yakınınızda olmaya ihtiyaç duymasına
rağmen, biraz daha uzaklaşmaya başladığında nasıl dolaşacağını göstereceğiz.
Sonra da köpeğiniz bütün talimatlarınızı el işaretinizden anlamayı
öğrenecek. Erken başlayan bir eğitimle, öğrenmesi gerekenleri öğretmiş
olacak, öğrenmemesi gerekenlere de mani olmuş olacaksınız. Hayvan
zorlanmadan, kötü huylar edinmeden öğrenmiş olacaktır.
ÖNCE ARAZİDEKİ YERİNİ BİLMESİ GEREK
Köpeğinizi çok küçükken araziye çıkardığınızda ayağınızın dibinde
arkanızdan gelecektir. Yürürken topuklarınızı biraz kaldırın ve
çenesine çarpın. Böylelikle arada mesafe bırakacaktır. Bundan sonra
da önünüzde yürütmeye çalışın. Ne zaman arkanıza geçerse, siz de
geri dönün. O hep önde olsun.
DOLAŞIRKEN ZİK ZAK ÇİZDİRİN
Kısa bir süre içinde köpeğiniz önünüzde gitmeye alışmıştır. Yalnız
daha sizden uzaklaşmayı gözü yememektedir. Siz nereye giderseniz
o da oraya gelecektir. Yalnız hayvan artık daha çabuk hareket etmeye
başladığından siz de hızlı hareket ederek devamlı yön değiştirerek
yürüyün. Her yöne değiştirdiğinizde de gittiğiniz tarafı elinizle
işaret edin. İcap ederse ıslık çalarak çalarak da hayvanın dikkatini
çekin. Sizin avda köpeğinizin bütün araziyi zik zak çizerek aramasını
istediğiniz şekilde kendiniz yürüyerek ve her dönüşünüzde hayvana
da işaret ederek bunu tekrarlayın. Ancak her gün aynı yere giderseniz
bu yeri köpeğiniz de tanıyacak ve keyfi olarak dolaşmaya başlayacaktır.
Her gün değişik tanımadığı bir tarafa giderseniz, henüz sizden ayrılmaya
cesaret edemediğinden sizinle birlikte yön değiştirecektir.
Bir müddet sonra sizin yanınıza gelip durduğu veya yavaşladığı zaman,
yeni bir emirle tanıştırın, HAYDİ. Bu emirle birlikte yürümekte
olduğunuz yönü işaret ederek daha hızlı yürümeye devam edin. Bir
hafta kadar bir zamanda her gün tekrarla el işaretleriyle yön tayinini
ve duraladığında HAYDİ emriyle gösterdiğiniz yöne devam etmeyi öğrenecektir.
Kendi zik zaklarınızı gittikçe azaltın ve köpeğe yalnız el işaret
edin. Sonunda siz düz yürürken yalnız el hareketlerinize itaat edecektir.
Köpeğiniz arazide dolaşırken aniden dikkatini çekerek başka istikamete
göndermek isteyebilirsiniz. Bu durumda kısa ve sert bir düdük çalın.
Size döndüğü anda da OTUR diye bağırın. O anda bütün dikkati sizdedir.
Derhal gitmesini istediğiniz yönü işaret ederek HAYDİ emrini verin.
Bunu birkaç kere yaptığınızda, kısa sert bir düdüğün GEL demek olmadığını
ve dikkat demek olduğunu anlayacaktır. Bu durumda artık oturtmanıza
da gerek kalmayacaktır. Size döndüğü anda işaretle yönünü değiştirebilirsiniz.
KÖPEĞİNİZİ UZAK MESAFEDE ARATMAK
Köpeğinizin el işaretlerine itaat etmesini öğrenme kısmına girdiği
için uzağa göndererek aratmayı da burada anlatıyoruz. Fakat tavsiyemiz,
bir av sezonu size yakın araması ve hatalarına anında müdahale etme
imkânınızın sağlanmasıdır. İstediğiniz hale geldikten ve emirlerinize
tam itaat eder bir terbiye aldıktan sonra ertesi sene uzağa göndermeyi
öğretebilirsiniz.
Bunun için size doğru geldiği bir sırada üstüne doğru koşarak ve
elinizle de uzağa bir şey atarmışçasına GİT veya KOŞ diye bağırmalısınız.
Anlamazsa bir avuç dolusu küçük çakıltaşları veya toprak parçalarını
üstüne doğru savurmak ve üstüne doğru koşmak ona derdinizi kısa
zamanda anlatacaktır.
HER ZAMAN DÜDÜK KULLANIN
Köpeğinizi düdüğe alıştırın. Bu hem sizi bağırmaktan kurtarır,
hem de çok daha uzaktan duyulur. İki veya üç kısa çalışın, GEL demek
olduğunu öğretmelisiniz. Derhal itaat edebileceği gibi bazen biraz
daha yavaştan da alabilir olayı. Fakat gelirse azarlamayın ve dövmeyin.
Zira kendisi geldiğinde dayak veya azar, onun için emrinizi dinlemesine
rağmen ceza yerine geçecektir.
Çağırdığınızda gelmezse, siz onun yanına gidin. Kovalamayın o takdirde
kaçar. Yanına gittiğinizde, kayışıyla birkaç defa canı acıyacak
kuvvetle vurun ve GİT emriyle yanınızdan gönderin. Sonra düdükle
tekrar çağırın. Gelmezse aynı şeyi tekrarlayın. Sonunda gelecektir.
O zaman, büyük bir sevgi ile karşılayın ve ne kadar iyi bir iş yaptığını
anlatın.
Bir diğer yol da, çağırdığınızda gelmezse otların arasına saklanın.
Bir müddet sonra sizi aramaya başlayacak ve sonunda bulacaktır.
O zaman onun yapacağı tezahürata hiç yüz vermeyin. Sakinleştikten
sonra yanınızdan gönderin ve tekrar çağırın. Bu eğitimlerin tekrarıyla
köpeğiniz de doğruyu ve yanlışı öğrenecek, itaat edecektir.
Küçük yaşta başlayan devamlı eğitim, köpeğinizin kötü huylar edinmesine
mani olacak, devamlı kontrolde olması neticesinde istediğiniz gibi
söz dinleyen başına buyruk olmayan bir köpek sahibi olmanızı sağlayacaktır.
TÜFEK SESİNE ALIŞTIRMAK
Tüfek sesinden köpeğinizin korkması, sizi tamiri çok güç bir durumla
karşı karşıya bırakır. Hatta birçok zaman tamiri imkânsız demek
daha doğru olur. Zira sizin sabrınız köpeğinizdeki bu korkuyu yenmeye
yetmeyecektir.
Bunun için daha başından tedbirli davranmakta fayda vardır.
Bunun için bir yol, köpeğinize yemeğini verirken elinizde bulunan
bir mantar tabancasını patlatmak ve bunu bir müddet her yemek verişinizde
tekrar etmek. Daha sonra da ileride göstereceğiniz balık oltasıyla
ferma durduğunda gene mantar tabancası patlatmak.
Diğer bir yol da onunla oyun oynarken uzakta tüfek attırmak. Mesela
bir atış poligonuna uzak mesafede arabadan inerek, o tarafa doğru
yavaş yavaş yürümek. Hayvanın bu sesten ürktüğünü görürseniz, yaklaşmaktan
vazgeçin ve yemek yerken mantar tabancası patlatma metoduna başvurun.
|
| |
| Aport |
|
Şunu unutmamak gerekir ki, iyi aport etmeyen (vurulan avı bulup
getirmeyen) bir köpekle av, yarım kalmış bir avdır. Köpeğinizin
av araması ve ferması ne kadar iyi olursa olsun eğer aportu yoksa
veya zayıfsa avınızı kaybedebilirsiniz. Veya avı sıkıyorsa elinize
kıyma olmuş bir kuş geçtiğinde netice çok da değişik değildir. Bunun
için aport eğitimi de diğer bütün eğitimler kadar önemlidir.
Köpeğinizle daha küçük yaşta bile oynarken ağzındaki bir şeyi katiyen
çekiştirerek almayın veya bunun oyununu oynamayın. Sert ağızlı olmasına
ve avı çiğnemesine sebep olursunuz. Sıkmamaya alışması için en iyi
yol, sert kıllı bir tahta fırçasını taşıtmak, onunla oynatmaktır.
Fırçayla oynarken getirmesi için attığınız zaman, fırçayı ağzına
aldığında ondan biraz kaçarak ağzında fırçayla sizi kovalamasını
sağlamaya çalışın. Durduğunuz zaman da yanınıza çağırın. Gelince
BIRAK emrini vererek fırçayı elinize bıraktırın. Eğer bırakmazsa,
kulağını kaldırıp içine üfleyin, burnuna üfleyin veya alt çene duduklarını
dişleri üzerine bastırarak sıkın ve devamlı BIRAK deyin. Fırçayı
zorla ağzından çekmeyin.
Yanınıza gelmediği takdirde katiyen kovalamayın. Kesin emirle yanınıza
çağırın veya oyunu bırakın. Biraz sonra tekrar edin.
Kısa birkaç denemeyle köpeğinizin aport işini yapıp yapmayacağı
belli olur. Eğer attığınızı getirmeye hiç niyetli görünmüyorsa o
zaman zorlayıcı iki metod vardır.
Bu iki yoldan birincisi köpeğe biraz daha şans veren daha yumuşak
bir yoldur. Yalnız bunda sizin biraz daha sabırlı olmanız gerekmektedir.
Köpeğin alt dudaklarını dişlerine bastırarak ağzını açıncaya kadar
sıkın. Bir yandan da devamlı APORT diye emri tekrar edin. Ağzını
açınca fırça veya tahta parçasını ağzına koyup, elinizle de ağzından
atamayacağı şekilde iki çenesini tutun. Aynı zamanda da okşayın.
Bunu belki yüz defa tekrar etmeniz gerekebilir. Daha sonları elinizle
ağzını tutmadan da ağzındakini bırakmayacaktır. O zaman tahtayı
ona doğru uzatıp, APORT emrini tekrar edin. Uzanıp alınca okşayın.
Yavaş yavaş mesafeyi açın. Daha sonra da bir kaç metre ileri atıp
kendinize getirtin. Eğer bu metotla başarı sağlanamazsa o zaman,
iyice zor kullanmak gerekecektir.
Köpeğinizin boynuna bir sıkma zincir tasması (eğitim tasması) takın
ve boğazını iyice sıkacak şekilde kaldırın. Bir müddet sonra nefes
alamadığı için ağzını açacaktır. O zaman bir yandan APORT diyerek,
bir yandan da ağzına fırça veya tahtayı verin. Aynı anda zinciri
gevşetin ve elinizle iki çenesini tahtayı atamayacağı şekilde tutun.
Okşamayı ve yumuşak sözler söylemeyi ihmal etmeyin. Çok acımasız
bir metod gibi görünmesine rağmen iki gün içinde neticeye varacaksınız.
Tahtayı yere bıraktığınızda, APORT dediğiniz zaman eğilip almıyorsa
o zaman, tekrar sıkma zincirini takın ve kayışını da zincire takın.
Kayışı ayağınızın altından geçirerek APORT diyerek kuvvetli olarak
çekin. Hayvanın başı zorlanacak ve ister istemez eğilerek tahtayı
ağzına alacaktır. En kötü ihtimalle, bu metodla bir hafta içinde
APORT ettirmeyi başarmış olacaksınız.
Köpeğiniz için bu tatsız olay çok kısa bir zamanda çok zevk duyduğu
bir iş haline gelecektir.
Artık tahta veya fırçayı o farkında değilken, daha önce öğrettiğiniz
el işaretleriyle hayvanı yönlendirerek aratabilir, buldurabilirsiniz.
Büyük bir zevkle size getirecektir.
Ava başladığı zaman kuşu sıkarsa, hiçbir zaman dövmeyin. Bütün öğrettiklerinizi
bir anda silebilirsiniz. Sert fırça en iyi öğreticidir.
Köpeğinizin eğitiminde balık oltası kamışı size zaman kazandırırken,
köpeğinize de ondan ne istediğinizi anlatmakta yardımcı olacaktır.
Bir kamış oltası veya herhangi bir uzun kamışın ucuna bağlayacağınız
üç metrelik bir misina ile bunun da ucuna bağlanacak bir tavuk kanadı,
köpeğiniz için bir oyun olmayıp av öncesi en ciddi eğitimi verebileceğiniz
bir araç olacaktır.
Yalnız, daha önceki derslerde öğretilen KAL, DUR veya STOP emrini,
yavrunun çok iyi öğrenmiş olup bu emre tamamen itaat eder olması
lazımdır.
Bu basit gereçle eğitim, köpeğinizin birçok defa ava giderek öğreneceği
ve av heyecanı içinde daha uzun zamanda öğreneceklerini bahçenizde
veya tarlada zamandan tasarruf ederek öğretmenize yarayacaktır.
Tabii ki köpeğiniz bahçede av yapmasını öğrenecek değildir. Fakat,
av sırasında karşılaşabileceği durumları ve dinlemesi lazım olan
emirleri, benzer durumlar yaratılarak ve ne yapması gerektiği anlatılarak
ilerideki avları için eğitilmesine, bu sistem yardımcı olacaktır.
Kamış ve kanatla neler öğretilecektir?
1- Kuşun üstüne konarsa kaçıracağı,
2- Ferma durmayı,
3- KAL emrinin av sırasındaki kullanılışı,
4- Ferma duruşta biçim,
5- Yeni bir emir, YAVAAAŞ. Kuşa yavaş sokulmak,
6- Ferma sırasında avcı ne taraftan gelirse gelsin, fermayı bozmamak,
7- Yeni bir emir, (hızlı olarak) HAYDİ veya TUT diyerek kuşu kaldırtmak
ve hemen arkasından KAL emriyle, kuşu kovalamasını önlemek,
8- Eğer bir arkadaşınızın misineye bağlı kanada ferma durmaya alıştırdığınız
köpeği varsa, o ferma dururken sizin yavrunuzun da onun fermasının
yanında ferma durarak onu “onore” etmesini öğretmek.
Bütün bu sayılanlar nasıl öğretilecek?
Köpeğiniz KAL emrini öğrenince siz de bu kamışa bağlı kanat eğitimine
başlayın. Kanadı havada sallamaya başlayınca köpeğiniz de onu kovalamak
için deli olacaktır. Bu oyuna heveslenmeyen hiçbir köpek yoktur.
İlk başlarda fazla hevesli görünmezse, kanadı yanına bırakarak yavaş
yavaş çekin. Sonunda buna dayanamayacak ve kovalayacaktır. Bir iki
defa yakalamasına bırakarak iyice heveslendirebilirsiniz.
KÖPEĞİNİZ FERMADA
Kamış oltanın ucuna bağlı bir kanatla başlayacağınız bu eğitim,
aslında köpeğiniz için de bir oyun gibi başlayacaktır. İşin bütün
sırrı da onu devamlı kovalatarak yormaktır. Böylece kovalamakla
kuşu yakalayamıyacağını öğrenecektir. Tabi bunu merada kuşları kovalarken
de öğrenmesi mümkündür. Fakat bizim istediğimiz, ava çıkmadan bizim
kontrolümüzde fermayı öğrenmesi ve ava çıktığımızda her önüne gelen
kuşun peşinde koşmayan bir köpek edinmektir. Köpeğin ferma durması,
takip olayının bir neticesidir.
Kovalamaktan bıktığı zaman, takip etmeye başlar ve sonunda da...
ilk ferma. Bu ilk fermasını durduğunda siz de ona dur emrini veriniz.
Bu emri yavaşça tekrar ediniz. Bu anda kanadı kovalamak için gerilmiş
ve hazırdır. Fakat devamlı onu olduğu yerde durduran emrinizi (KAL,
DUR veya STOP) tekrar etmeniz, önceden öğrenmiş olduğu bu emre itaat
etme alışkanlığı, onu fermasını bozmadan durduracaktır. Dur emrinin
de ilk işe yaramaya başladığını göreceksiniz.
FERMADA ŞEKİL
Memleketimizde genellikle hiç kimsenin aldırmadığı ama güzel bir
fermayı da gözden kaçırmadığı bir husustur köpeğin fermasının şekli.
Kimi köpek uzanarak ferma dururken, kimi dimdik ayakta durur. Bazıları
ön ayağını kaldırırken, zaman zaman adımını atarken ferma durunca
bir arka ayağını havada unutarak durulan fermalara da rastlamak
mümkündür.
Amerika’da köpeklerin ferma duruşları sırasında kuyruklarını havaya
kaldırmaları makbul sayılmaktadır. İçgüdüsü ile kuyruğunu ferma
durduğu sırada havaya kaldırmayan köpeğe de bu eğitim sırasında
kuyruk kaldırmak öğretilmektedir. Diğer taraftan, tek ayağını kaldırmak,
ileri doğru uzanmak gibi hayvanın duruşunu güzel gösteren şekiller,
bahçede, kamış olta ve kanat eğitimiyle verilebilmektedir.
Köpeğiniz kanadı kovalamaktan vazgeçip artık her seferinde ferma
durmaya başlayınca siz de oltayı yere bırakarak, köpeğinizin yanına
giderek, istediğiniz tarafını çekiştirerek düzeltebilirsiniz. Yalnız
bunu yaparken de bir yandan yavaşca ve devamlı olarak “dur” emrini
tekrarlamayı unutmayın. Katiyen fermasını bozmayacak ve sizin ona
şekil değiştirmenize hiç aldırmadan nasıl koyarsanız öyle duracaktır.
YENİ EMİR: YAVAAAŞ
Köpeğiniz ava çıkmadan avda karşılaşabileceği durumlara da alışmalıdır.
Kuşa yaklaştıkça süratini de azaltmalı ve kuşa ürkütmeden yanaşmasını
öğrenmelidir.
Bunu için, olta ve kanat kullanarak köpeğinizi bu sefer kanada biraz
uzak mesafeden ferma durdurtun. Sonra arkasından köpeğin yanına
gelin ve yumşak bir sesle, “yavaaaş yavaaaş” diyerek, çok yavaş
olarak kanadı da işaret ederek yanından ileriye doğru yürüyün. İlk
başlarda belki sizinle gelmeyecek fakat bunu birkaç defa tekrar
ettiğinizde o da sizinle birlikte yavaş yavaş ilerleyecektir. Ferma
durduğu kanada istediğiniz kadar yaklaşınca “dur” emrini vererek
sağlam bir ferma durmasını sağlayın. Bu eğitimi güne birkaç defa
tekrar ederek kuşa yavaş sokulmaya alıştırın.
Köpeğinizi ferma durmaya alıştırırken, istediğiniz kadar uzun fermasını
tutmaya da alıştırmanız gerekmektedir. Köpek istediği zaman değil
siz istediğiniz zaman ferma bozulmalıdır. Ferma duran köpeğinize
devamlı olarak “dur” emri vererek hareket edin ve oltayı yere bırakarak
ondan uzaklaşın. Sonra sesli emir vermeyi seyrekleştirin. Bunu birkaç
tekrarınızda fermayı bozmamayı öğrenecektir. Bu eğitimi takiben,
köpeğinize ne taraftan yaklaşırsanız yaklaşın fermasını bozmamayı
da öğretmelisiniz. Bunun için de gene “dur” emri verirken, o da
fermadayken, acele etmeden etrafında dönün. Böylelikle siz hareket
ederken ve yanına yaklaşırken o da fermasını sürdürmeyi öğrenecektir.
Eğitiminiz, bu safhadan sonra bir seçim yapmanızı gerektirmektedir.
Avrupa’nın ve Amerika’nın birçok açık arazilerinde bulunan ve bizde
de bıldırcın ve çil avları için uygun olabilecek avlanma şeklini
seçecek ve köpeğiniz ferma dururken (Amerika’lıların dediği gibi,
kuşu yerinde tutarken) siz yanından geçerek kuşu ayağınızla kaldıracaksınız.
Bu şekil avlanma, çulluk gibi sıklık içinde bulunan kuşların avında
mümkün değildir. Zira köpeğiniz fermasını bozmamakta, sizin yaklaşarak
kuşu kaldırmanızı beklemektedir. Veya sizin vereceğiniz emirle kuşun
üstüne atılarak kuşu fırlatacaktır. Birinci şekil, köpeğin kuşu
kovalamasına mani olmaktadır. Fakat diğer taraftan birçok defa ferma
duran köpeğinizin yanına gidemeyeceğiniz için, sizi beklemeye ve
avı kaldırmamaya alışmış köpeğinizi, sizin çok uzun bir süre beklemenizi
icap ettirecektir.
Bilhassa İngiltere’de, açıklık arazilerde yapılan Grouse avlarında,
ferma köpeklerinin aportu hiç yoktur. Fermadan sonra kuş ayakla
kaldırılır ve vurulduktan sonra da avı retreiver cinsi aportçu köpekler
getirirler. Ferma köpeği ancak avcının emriyle kuşa tüfek atıldıktan
sonra durumunu bozabilmektedir.
HAYDİ VEYA TUT
Memleketimize uygun olan, her çeşit kuş avında kullanılabilecek
şekil, ferma duran köpeğinizin, kuşu da kendisinin kaldırmasıdır.
Ancak burada tercih edilecek durum, köpeğinizin kuşu kaldırdıktan
sonra kovalamamasıdır. Yalnız, aslında bu hal olayın tabiatına terstir.
Zira köpeğinize kuşu kaldırtacaksınız. Burada köpek, kuş uçsun da
siz vurun diye değil, kendisi yakalamak için kuşun üzerine hamle
yapmaktadır. Yani kuşu yakalaması için sizden teşvik görmekte, fırlaması
için emir almaktadır. Kuşun parlamasıyla birlikte bu sefer “dur”
emri verilmekte ve kovalamasına mani olunmaktadır. Eğitimin bu safhasında
artık olta ve ucuna bağlı kanadı kullanmanızın imkânı yoktur. Yalnız
buraya kadar olan kısımlarda verdiğiniz emirleri köpeğin de iyice
öğrenmiş ve itaat eder duruma gelmiş olması gereklidir. Bu duruma
gelmiş olan yavrunuzla av öncesi yapabileceğiniz en iyi eğitim,
canlı bıldırcınla yapılabilecektir.
Bu zamana kadar köpeğiniz avla ilgili birçok şey öğrenmiş, fakat
henüz neyi arayacağını bilmemektedir. Buna rağmen, elde edebileceğiniz
canlı çiftlik bıldırcınları, iyi uçamadıklarından ve kalktıktan
sonra da yakına konduklarından, kuş kaldırma eğitiminde köpeğinize
iyi antrenman verdireceklerdir.
Kısa otluk bir meraya giderek yanınızda götüreceğiniz bir veya iki
bıldırcını salın ve köpeğiniz görmeden biraz arkalarından yürüyerek
yerde koku bırakmalarını sağlayın. Sonra aynı yere köpeğinizi getirerek
aratmaya başlayın. Köpek bıldırcını bulduğunda ferma duracaktır.
Yalnız burada dikkat etmek gereklidir, zira yabanisine göre çok
yavaş olan bıldırcını birçok köpek o ilk arama hızında kokusunu
da tam alamadan görmekte ve yakalamaktadır. Böyle bir duruma mani
olmak için siz de “yavaaş” emrini vererek ve yeri gelince eğer kuşu
da görüyorsanız “dur” emriyle köpeği durdurun. Köpeğinizin yanına
giderek “TUT” veya “HAYDİ” gibi sözlerle köpeği kuşun üstüne atılmaya
ve onu uçurtmaya teşvik edin. Eğer yavru, fermasını bozmuyorsa,
o zaman siz önüne geçerek onu da fırlatmaya aynı sözlerle teşvik
ederek kuşa yaklaşın. Çok kolaylıkla bu gibi teşvik edici sözleri
benimseyen köpekler ilk başta belki hemen sözünüzü dinlemeyecekler.
Fakat çok kısa zamanda bunu da öğrenerek, sizden emri duyunca kuşun
üzerine atılacaklardır. Eğer köpeğin bir de kovalamasını istiyorsanız,
kuşun arkasından birkaç metre koştuğunda, bu sefer “dur” emrini
bağırarak veya bunun için dış ülkelerde çok yapıldığı gibi düdüğe
alıştırmışsanız, düdükle “dur” işaretini vererek onu durdurabilirsiniz.
Kuşu gözünüzle takip edip konduğu yeri marke ettikten sonra, köpeğinizi
sizi dinlediğinden dolayı yanınıza çağırarak okşayıp memnun ediniz.
Köpeğin kuşu kovalamaması açık arazi avlarında sizin rahat atış
yapabilmeniz bakımından tercih edilmektedir. Yoksa zaten iyi terbiyeli
bir köpek kısa bir takipten sonra kovalamayı bırakmakta ve geri
gelmektedir. Diğer taraftan sıklık içinde yapılan, mesela çulluk
avında da kuş fırladığı zaman köpek de kovalamaya çalışarak, peşinden
gidemese bile, kuşun istikâmetini takip etmekte ve vurulduğu takdirde
daha kolay bulabilmektedir.
Aport
Köpeğimizin eğitimi artık tamamlanmak üzeredir. Hergün on, onbeş
dakikalık çalışmalarla, bahçenizde veya arkadaki arsada birçok şey
öğrenmiş, her şeyden önce emirlerinizi dinlemeyi öğrenmiştir. Tek
eksik olan tarafı av tecrübesidir. Bunu da zamanla ava çıktıkça
edinecektir. Bunu da zamanla ava çıktıkça edinecektir. Bunu hiçbir
şey bilmeyen ve avla birlikte sizi dinlemesini öğretmeye çalışacağınız
bir köpeğin, istediğiniz hale gelmesi çok daha uzun zaman alacaktır.
Bu gibi durumlarda, hayvanın içindeki kendi hasletleri ortaya çıkacak,
bunun yanı sıra sizin öğreteceğiniz şeyleri algılaması, dikkatinin
dağınık olması, kuş kovalamak, etrafla meşgul olmak daha önemli
olduğundan gecikecektir. Bunun için temel taşı oluşturacak her eğitimin
küçük yaşta, tercihen de ava çıkmaya başlamadan verilmesi gerekmektedir.
Av köpeğinin aport etmesi, yani vurulan avı getirmesi de eğitimini
tamamlayan başlıca unsurlardan biridir. Hatta birçok avcı için ferma
kadar önemlidir. Sağlam bir ferması ve iyi bir aportu olan köpek
başka hiçbir şey bilmese de esas görevi olan avı bildiği için yeterlidir.
Avrupa ve Amerika’da bazı avcılar, avın bulunmasında fermalı bir
köpek kullanırken, bu köpeğe hiç aport yaptırmamakta ve vurulan
avı Retreiver cinsi köpeklere getirtmektedirler. Aslında ördek avlarında
çok başarılı olan bu cins köpeklerin diğer zamanlarda da boş kalmamaları
için ortaya çıkarılmış bir yöntem, tek köpekle yapılabilecek işin
iki köpekle yapılmasına ve fermalı köpeklere aport yaptırılmamasına
sebep olmuştur. Memleketimizde ve diğer birçok memlekette avı, vurulduktan
sonra da bulmaya ve avcıya getirmeye alıştırılan kuş köpekleri kullanılmaktadır.
Köpeğin aport’a alıştırılması iki şekilde olabilmektedir. Oyunla
karışık tabii yol ve zorla öğretme.
Kuş köpeğinin içinde olan ve siz öğretmeseniz de iyi veya kötü bir
şekilde ortaya çıkacak olan hassası, avı bulması ve ferma etmesidir.
Avı getirmek içten gelen bir duygu değildir ve öğretilmesi gereklidir.
Tabii yol dediğimiz, yavrunuzun daha çok küçük yaşlarında oyun oynayarak
elinizdeki birşeyi size getirmesini sağlamaktır. Hangi cins olursa
olsun, her yavru bu oyundan büyük zevk alacaktır. Hemen her avcının
da köpeğine aportu öğretme yolu budur.
Küçük yavruyla oynarken top veya bir tahta parçasını önceleri çok
yakına atarak yavrunun ona gidip onunla top oynamasını sağlayın.
Bu oyun esnasında attığınız oyuncak yavrunun ağzındayken de onu
yanınıza çağırın. İlk başlarda yavru ağzındakini belki de hiç getirmeyecek
veya onu çağırdığınızda ağzındakini bırakarak kendisi gelecektir.
Bunu bıkmadan sık sık tekrar edin. Yavaş yavaş köpeğiniz oyunun
icaplarını anlamaya başlayacaktır. Bazen güzel güzel oyuncağını
size getirirken bazen de siz çağırdıkça o sizden kaçacak, adeta
sizi bir kovalamacaya davet edecektir.
Elinizdeki objeyi attığınız zaman belli bir kelimeyi, mesela “aport”
veya “al onu” kelimesini tekrar edin. Zamanla bu kelime vurulan
avı bulması için de emir yerine geçecektir. İleride bir yere saklayacağınız
bir şeyin de aranması için köpeğinize işaret olacaktır. Köpeğiniz,
attığınızı ağzına aldığında, bu sefer de zaten öğrenmekte olduğu
emirlerin arasında da bulunan “gel” emriyle da yanınıza çağırınız.
Yalnız, gelmezse onu kovalamamayı sakın aklınızdan çıkarmayınız.
Buna bir çare, sizin yavrudan kaçmanız ve onun sizi ağzındakiyle
birlikte kovalamasını sağlamanızdır. Ani olarak durduğunuzda o sizi
yakalayacak siz de ağzındakini alırken onun size geldiğinden dolayı
büyük tezahürat yaparak sevindiğinizi göstereceksiniz. Unutmayın
ki köpekler sizin sevincinizi ve ona yapacağınız bu gibi tezahüratı
her zaman anlar. Yapı olarak da size yaranmak ve sizi sevindirmek
onların içgüdüsel bir yaklaşımıdır. Ağzındaki oyuncağıyla size gelen
yavru çoğu zaman getirdiğini size vermek istemeyecektir. Yanınıza
gelmiştir ama oyuncak onundur. Ancak size verirse onu tekrar atıp
oyunda devam edebileceğinizi daha anlayamamaktadır.
Eğer kendiliğinden getirip önünüze bırakırsa mesele büyük ölçüde
hallolmuştur. Okşayıp, sevinerek oyuncağı alın ve bu sefer biraz
daha uzağa atın. Her seferinde daha iyi bir aportla karşılaşacağınız
kesindir. Bazen ufak kaçamaklar olsa bile doğru yolda ilerleniyor
denebilir. Yavru arada oyuncağı kaçırırsa kovalamadan yanına yaklaşıp
çekmeden oyuncağı alın ve tekrar atarak size getirmesini isteyin.
Doğru olarak yapınca da oyunu bırakın. Son atış her zaman sizin
istediğiniz şekilde olmalıdır.
Bir diğer kural da, hiçbir zaman yavrunun ağzından oyuncağını çekerek
ve onunla mücadele ederek almayınız. Bu onun sert ağızlı olmasına
da yol açar. Ancak ister yere ister elinize avı bırakması için burnunun
üstüne işaret parmağınızla hafifçe vurmanız onu rahatsız edeceğinden
ağzındakini bırakmasına sebep olacaktır. İlk başlarda da bu kolay
olmayabilir. Fakat hiçbir zaman çekiştirmeden ve bıkmadan tekrar
ederseniz muvaffak olursunuz. Burnunun içine üflemek de onu rahatsız
ederek ağzındakini bırakmasına sebep olur. Her zaman kendi rahatsız
olduğundan veya isteyerek ağzındakini bırakmalı, siz hiçbir zaman
zorla almamalısınız. Size getirilen oyuncağı alırken de her seferinde
“bırak” kelimesini tekrar ederseniz, zamanla siz söylemedikçe ağzındaki
avı bırakmayan ve yanınızda bekleyen bir köpek edinmiş olursunuz.
Attıklarınızı getirmeyi bir zevkli oyun olarak kabullenen ve sizin
birşey atmanızı ayağınızın dibinde adeta yalvarırcasına bekleyen
köpeğiniz avda da sizin emrinizle birlikte hiç bıkmadan bulana kadar
kuşu arayacaktır. Yalnız aporta alıştırırken, oyunun zevkine vardıktan,
aport etme tehlikesi geçtikten sonra, sert kıllı, tercihen rulo
gibi yuvarlak, sapı kesilmiş bir saç fırçasını oyun aracınız yapın.
Kıllar ince ağız derisine batacağından, fırçayı çok hafif olarak
taşıyacak ve zamanla böyle taşımaya alışacaktır. Ava başladığı zaman
genellikle ilk başlarda hırsla bazı kuşları sıkabilirse de, ısırmaya
alıştığından yumuşak ağızlı bir köpek elde etmiş olacaksınız.
Zorla aportun öğretilmesinde ise oyun olmadığından daha sıkıcı bir
durumla karşı karşıyasınızdır. Herşeyden önce köpeğiniz aport olayını
bilmiyor, oyun olarak size getirmiyor ve siz de bütün işlemi parçalara
bölerek anlatmak zorundasınız. Yalnız başından şunu söyleyelim ki,
aportsuz köpek, eğitimi eksik köpek olacağına göre ve köpekle avlanmanın
en mühim kısımlarından biri de aport olduğuna göre, bir köpeğin
aport öğrenmemesi diye bir şey olamaz. Kendisi aport etmek istemiyorsa,
o zaman bunu zorla öğrenecektir.
Yalnız zorla derken hiçbir zaman dayakla değil. İlk önce köpeğinizi
yanınıza oturtup alt dudağını dişleri üzerine bastırarak ağzını
açın ve taşımasını istediğiniz cismi ağzının arasına sokup, tutturup
“al onu” diyerek ağzını sıkı tutması için kapatın ve durumunu bozmaması
için daha önceleri öğretmiş olduğunuz “kal” emrini verin. Aynı işi
birkaç gün belki yüz defa tekrarlamanız gerekecektir. Bazen kısa
bir müddet tutar gibi yapıp gene yere bırakacaktır. Ona kızmamaya,
dövmemeye veya bu işten vazgeçmemeye kararlı olursanız sonunda muvaffak
olursunuz.
Köpeğinize aportu öğretirken, daha önce bizim eğitim programını
takip etmemiş ve gerekli emirleri öğretmemiş olabilirsiniz. Köpeğiniz
doğru dürüst bir terbiye de görmemiş olabilir. Fakat bunların hiçbiri
hayvanın aport yapmaması demek değildir. Bunu öğrenmeye mecburdur.
Ağzıyla taşıtacağınız cismi tutturduktan ve devamlı “al onu” emrini
verdikten sonra, “kal” emrini bilmiyorsa da o kadar mühim değildir.
Elinizle de olduğu gibi kalmasını işaret ederek isterseniz yalnız
“al onu” deyin. Bir müddet sonra sizi onun o şekilde kalmasını istediğinizi
anlayacaktır. Sonunda onun 20-30 cm. önünde cismi tutup “al onu”
dediğinizde uzanarak elinizden cismi alacaktır. Bundan sonraki fasılları,
her seferinde cismi biraz daha uzağa atarak ve “al onu” diyerek,
gidip cismi almaya alıştırmanızdır. Ama artık bu iş hallolmuştur.
Gidip cismi aldığında çağırdığınız zaman da size getirecektir. Ağzından
bırakmasını da daha önce anlattığımız şekilde “bırak” diyerek ve
çekiştirmeden, burnunun üstüne hafifçe vurarak temin edebilirsiniz.
Eğer bu metod da netice vermez gene köpeğinize ağzında birşey taşıtamazsanız,
buna da daha zorlayıcı şekilde çözüm getirecek bir yol mevcuttur.
Herhalde köpeğinizin canı istemiyor diye veya zamanında öğretmediniz
diye köpekten vazgeçecek veya avınızı yarım yapacak değilsiniz.
Yalnız şunu üstüne basa basa tekrar etmekte fayda görüyoruz. Şartlar
ne olursa olsun köpeğinizi döverek aport ettirmeye çalışmayınız.
Aport etmediği veya kuşu sıkarak adeta kıyma gibi getirdiği için
dayak yiyen pek çok köpek aport etmeyi bırakmış, hatta kuş vurulmamışçasına
başka kuş aramaya devam etmiştir.
Zorla cismi almasını temin için bir sıkma zincirine ihtiyaç vardır.
Köpeğinizin boynuna zinciri geçirip hayvanı icabında nefessiz kalacak
kadar yukarı doğru çekin. Fazla zorlanınca daha rahat nefes almak
için ağzını açacaktır. Bu arada siz bir yandan “al onu” diye emir
verin diğer yandan, hayvan ağzını açar açmaz, cismi ağzına sokup
boğazını derhal serbest bırakarak bir elinizle ağzını cismi bırakmaması
için tutarken, diğer elinizle de onu okşayarak sevindiğinizi anlatacak
yumuşak sözler söyleyin. İki gün içinde işinin tamam olduğunu göreceksiniz.
“Al onu” dediğiniz anda ağzını açacaktır. Belki biraz inat edecek
olursa sıkma zincirini boğazına geçirdiğiniz anda, çekmeye gerek
kalmadan ağzını açacaktır. Bu iş tamamlandıktan sonra, cismi attığınızda
emrinize rağmen gidip almıyorsa, o zaman da gene sıkma zincirini
ve kayışını takın, köpeğinizden bir adım ötede durun, ayağınızın
dibine cismi koyun, köpeğin kayışını da bir ayağınızın altından
geçirin ve köpeğe “al onu” deyin.
Bu durumda kendiliğinden nasılsa gelmeyecektir. Siz emri tekrar
ederek kayışı çekmeye başlayın. Direnecek, gelmek istemeyecektir.
Fakat sıkma zinciri de bir yandan boğazını sıktığından ve kayış
da onu cisme doğru çektiğinden, gelmeye mecbur olacaktır. Emrinizin
çekici gücü galip gelmektedir. Cismin ucuna kadar gelince, bir önceki
zorlu eğitiminden zaten boğazı sıkıldığında cismi almaya öğrenmiş
olduğundan, çok zoraki olarak bu işi de yapmış olacaktır. Birkaç
günlük büyük sabrınız, belki de tamamen ümit kesmiş olduğunuz köpeğinizi
size tekrar istediğiniz şekilde kavuşturacaktır. Bu zor kullanarak
eğitimi yaptırırken hiç yumuşamamaya gayret edin. Zira o da sizi
deneyecektir. Belki ağlayacak kıvranacaktır boğazı sıkıldıkça. Sizin
en ufak yumuşamanız da onun zaferi olacak ve aport işini temelli
unutmanızdan başka çareniz kalmayacaktır. Onu dövmeyin, korkutmayın
fakat azimli, sebatkâr ve sabırlı olun.
Kazanacaksınız. Rahatlıkla getirmeye başladıktan sonra işin içine
oyun da katabilirsiniz. O zaman da o işin zevkine varacak ve kısa
bir süre sonra köpeğiniz sizi devamlı aportçuluk oynamaya davet
edecektir.
|
| |
| Onore |
|
Onore ve patrone, ikisi de Fransızca olan bu kelimeler, avda bir köpeğin diğer
bir köpeğin fermasını değerlendirmesi ve kendisinin de onun yanına
gelerek ferma durması anlamında kullanılır. Onore etmek, şereflendirmek,
patrone etmek de yüceltmek manasındadır.
Köpek eğitiminin bu son kısmı, avcılığınız sırasında köpeğinizin
en güzel görüntüleri sergilemesine zemin hazırlayacaktır. Görünüş
güzelliğinin yanı sıra, köpeğinizin başkasının köpeğini onore etmesi
ayrıca bir terbiye meselesidir de. Zira birlikte avlandığınız arkadaşınızın
köpeği bir av bularak ferma durduğunda, sizin köpeğinizin koşarak
avı kaldırması veya diğer köpeğin önüne geçerek onu heyecanlandırıp
sahibi daha gelmeden fermasını bozarak avını kaldırması av terbiyesi
açısından eksikliktir.
Onore eğitimi için iki köpeğe ihtiyaç vardır. Yalnız çok kısa zamanda
köpekler bunu kavramaktadırlar. Bu eğitimde de balık oltası ve kanat
metodunu kullanmanız iyi netice verecektir. Önce kendi köpeğinize
ferma durdurun ve kal emrini vererek pozisyonunu bozmamasını temin
edin. Arkasından arkadaşınızın köpeğini getirerek sizin köpeğinizin
arkasında onu görerek ferma durdurtun. Eğer durmuyorsa, boynuna
kayışını takarak, sizin köpeğinizin önüne geçmemesini kısa zamanda
öğretirsiniz.
Bu eğitimi arazide canlı kuşla yaptırabilirseniz, çok daha çabuk
netice alırsınız. Aslında köpekler av kokusuyla değil, birbirlerini
görerek onore ederler. Arkadaşınızın köpeği bir kafes içinde otlar
arasına gizlenmiş av kuşuna ferma durduğu zaman, kendi köpeğinizi
yaklaştırınız. Yavaş emriyle birlikte, eğer diğer köpeğin görüntüsüne
ferma durmazsa, ona yaklaşıp kokuyu aldığı zaman kendisi de ferma
duracaktır. Siz de emirlerinizle onu idare ediniz. Ferma durduktan
sonra, “kal” emrini vererek onu yerinden kaldırın ve daha geriye
götürün. Sizin kucağınızda bile fermasını bozmayacaktır. Yere bıraktığınız
zaman olduğu yerde kalarak diğer köpeğin fermasını onore edecektir.
Bu eğitimi birkaç defa yaptırdığınız zaman, köpeğiniz de kaidenin
bu olduğunu ve avda başkasının fermasına karışmamak icap ettiğini
öğrenecektir. Birkaç arkadaş köpekleriyle birlikte avlanırken bir
köpeğin fermasını diğer bütün köpeklerin de onore etmesi, seyrine
doyum olmayacak bir manzaradır.
|
| |
| Köpeğinizde Görülen Bazı Hatalar ve Düzeltme
Yolları |
|
Kusursuz insan olmayacağı gibi kusursuz köpek de olmaz. Her köpek
hata yapabilir veya yine tıpkı insanlardaki gibi bazı kötü huylar
edinebilir. Yurdumuzda bir çok köpek bu nedenle ya bir sinir anında
vurulmakta, ya da yok pahasına satılmatadır.
Köpeğinizi, hatayı yaptıktan hemen sonra cezalandırınız. Hata yapıldıktan
sonra onu cezalandırmazsanız, köpek doğru bir şey yaptığını zannedecek
ve hatasını tekrarlayacaktır. Hataları düzeltirken belki bir kaç
av kaçıracaksınız ama inanın, değer. İleride bu eğitim size daha
iyi bir atış olanağı sağlayacaktır. Köpeği hatadan hemen sonra cezalandırmanın
yararı, köpeğin hatasını anlamasını sağlayacaktır. Zira, köpek,
hatasını anlamadığı sürece kamçı yararsızdır. Ceza için kamçı kullanmak
aslında normaldir, ancak çok sık kullanılırsa, köpek kamçıya alışır.
Kamçılamak üzücüdür ve asla sinir anında yapılmaması gerekir. Unutmayın
ki kendinizi kontrol edemiyorsanız köpeğinizi kontrol etmeniz olanaksızdır.
Kamçıyı köpeğinizin göğsüne veya ön bacaklarına, ona zarar vermeden
vurunuz. Asla köpeğinizin arkasına vurmayınız. Aksi takdirde köpeğin
üreme organlarını sakatlayabilirsiniz.
Köpeğinizi cezalandırırken onu kaçamıyacağı bir şekilde tutunuz.
Ceza bittikten sonra köpeğinizi bir süre tutmaya devam ediniz. Bu
süre köpeğin korkusunun geçmesini sağlıyacaktır.
Köpeklerde görülen kötü huylar ve bunları giderme yolları;
1. Tavşan Kovalama
Bu, köpeğinizin kendi başına avlanma sırasında edindiği bir huydur.
Bu huyu yok etmenin çaresi, kamçılamak veya bir eğitim zinciri kullanmaktır.
Asla köpeğinizle birlikteyken kaçan bir tavşanı vurmayın. Sadece
kuşlara ateş edildiğinde, kuşçuların çoğu, tavşan kovalama huyundan
vazgeçerler.
2. Boş Yere Ferma Verme
Köpeğiniz eğer av olmadan, boş yere ferma veriyorsa, bu pek önemli
değildir. Ancak bu huyu avda gerçek bir sorun yaratıyorsa, yapabileceğiniz
iki şey vardır.
a) Köpeğiniz boşa ferma verdiğinde, ya onunla ilgilenmeyin, yolunuza
devam edin.
b) Ya da kuşçunuzu boşa ferma vermeyen başka bir kuşçuyla ava çıkarınız.
Bu, köpeğinizi bir rekabete sürüklüyecek ve onu bu huyundan vazgeçirecektir.
Kamçı, bu huyu yok etmek için bir çözüm değildir.
3. Kuşu Kaldırma
Av sezonu kapalıyken kendi başına kırlarda dolaşan kuşçunuz, kuş
kaldırmanın avcının işi olduğunu unutmuştur. Kuşçunuz kuşu kaldırmak
için herhangi bir eğilim gösterirse onu dikkatle izleyip, o harekete
geçer geçmez gel emrini veriniz. Bazan da kuşçunuza takdığınız 9
metrelik eğitim ipini sertçe çekmeniz gerekebilir. Av mevsimi öncesi
bir çalışmada, bu huyu ortadan kaldırabilir.
4. Başka Köpekle Rekabet
Kendi başına avlanma huyu da, diğer bir köpekle rekabettir. Köpeğiniz
ferma veren başka bir köpeği, orada kuş olduğunu bilse bile, kıskançlığından
desteklemez. Bu, köpeğinizin kendi başına avlanması sırasında, başka
bir köpekle rekabet etmeye alışmasından kaynaklanır. Bu huyu ortadan
kaldırmanız için yapmanız gereken tek şey, ona temel bir eğitim
yaptırmaktır. Bu temel eğitim sırasında köpeğinizin tasmasına bağlayacağınız
6 veya 9 metrelik bir ipin size çok yararı olacaktır. Köpeğinize
avlakta (Bıldırcın avlağı çok uygundur) bir kaç kere fermayı hatırlattıktan
sonra, onu yine ferma veren başka bir köpeğin arkasına bırakınız.
Köpeğiniz ferma vermezse, ipini çekerek “Ferma” deyiniz. Sonunda
köpeğiniz, başka bir köpekle rekabeti öğrenecektir.
5. Avlanma Sırasında Koşma
Eğitilmiş köpekler, genellikle, avlanma sırasında koşmazlar. Yani
uçan avı kovalamazlar. Ancak, yakında bulunan başka bir köpek koşarsa,
kuşçunuz da koşacaktır. Eğer avcı düşen bir avın peşinden koşarsa,
köpeğinizin de koşması çok doğaldır. Bir avı düşürdüğünüzde, köpeğinizi
avın peşinden yollayınız ve dönmesini sabırla bekleyiniz.
6. Ferma Sırasında Sabit Durmamak
Köpeğiniz, eğer sizinle ilk ava çıkıyorsa, köpeğinizin biraz vahşi
ve hareketli olması çok doğaldır. İyi eğitim verilmiş bir köpek
bu huyunu, mevsim öncesi çalışmayla çabucak bırakacaktır.
7. Karşı Cinsten Bir Köpeği Takip Etmek
Köpeğinizi kendisinden yavaş giden bir karşı cinsle ava çıkarınız.
Bu onun, başa geçmesi için kışkırtıcı olacak, bir kaç kereden sonra
da bu huyundan vazgeçirecektir.
8. Kendi Başına Avlanmak İçin Kaçma
Köpeğiniz kendi başına avlanmak için sizden kaçıyorsa, sizi sevmediğindendir.
Bu yüzden, sizinle avlanma yerine, kendi başına avlanmayı tercih
eder. Bu durumda yapabileceğiniz bir şey yoktur. Çünkü gösterdiğiniz
tüm sevgiye rağmen o, sizi sevmiyordur. Onu başınızdan derhal defedin.
Belki bundan sonraki köpeğiniz, biraz daha ilgi sonucu, sizi sevecek
ve size zevkli avlar yaptıracaktır.
9. Tüfek Sesinden Korkma
Köpeğiniz temel eğitimi sırasında tüfek sesini duyup kaçtıysa bu
önemli değildir. Ancak, köpeğiniz çok yakınınızdayken ateş etmişseniz,
bu sesten korkup kaçması çok doğaldır. Köpeğinizi tüfek sesine alıştırmadan,
bu hareketinizi sürdürürseniz, köpeğinizi iyi bir atlayıcı yaparsınız...
10. Atlayıcı Köpek
Atlayıcı köpek, kuşları sezen ama ferma vermeyen köpektir. Köpeğiniz
kuşları sezmesine karşın, yanlarından geçip gider. Atlayıcı olmasının
sebebi, ferma sonucu, hoşlanmadığı bir şeyin meydana gelmesidir.
Köpeğiniz çok yakınınızdayken ateş etmek, kulaklarının aşırı derecede
çınlamasını sağladığından, onun atlayıcı olmasını sağlayan nedenlerden
başlıcasıdır. Bunun çözümü için, köpeğinizi ferma durumuna sokunuz,
kuşları kaldırınız ve köpeğinize yakın olmayan bir uzaklıktan bu
kuşlara ateş ediniz. Vurduğunuz kuşu getirmesi için onu gönderiniz.
Burada amaç, köpeğinize av getirme zevkini tattırmaktır. Zira bir
çok kuşçu vurulan avı getirmeye bayılırlar.
Tüm bunlara karşın köpeğinizi iyi bir avcı yapmak sizin elinizde
olduğunu unutmayınız. Onu sevmek, onun hatalarına sabırla önlemler
almak, hasılı onu çok iyi tanımanızla mümkündür. Siz onu çok iyi
tanıdıkça, unutmayın ki o da sizi çok iyi tanıyacaktır.
|
| |
| |
| KÖPEĞİNİZDE GÖRÜLEN BAZI HATALAR VE DÜZELTME
YOLLARI
Kusursuz insan olmayacağı gibi kusursuz köpek de olmaz. Her köpek
hata yapabilir veya yine tıpkı insanlardaki gibi bazı kötü huylar
edinebilir. Yurdumuzda bir çok köpek bu nedenle ya bir sinir anında
vurulmakta, ya da yok pahasına satılmatadır.
Köpeğinizi, hatayı yaptıktan hemen sonra cezalandırınız. Hata yapıldıktan
sonra onu cezalandırmazsanız, köpek doğru bir şey yaptığını zannedecek
ve hatasını tekrarlayacaktır. Hataları düzeltirken belki bir kaç
av kaçıracaksınız ama inanın, değer. İleride bu eğitim size daha
iyi bir atış olanağı sağlayacaktır. Köpeği hatadan hemen sonra cezalandırmanın
yararı, köpeğin hatasını anlamasını sağlayacaktır. Zira, köpek,
hatasını anlamadığı sürece kamçı yararsızdır. Ceza için kamçı kullanmak
aslında normaldir, ancak çok sık kullanılırsa, köpek kamçıya alışır.
Kamçılamak üzücüdür ve asla sinir anında yapılmaması gerekir. Unutmayın
ki kendinizi kontrol edemiyorsanız köpeğinizi kontrol etmeniz olanaksızdır.
Kamçıyı köpeğinizin göğsüne veya ön bacaklarına, ona zarar vermeden
vurunuz. Asla köpeğinizin arkasına vurmayınız. Aksi takdirde köpeğin
üreme organlarını sakatlayabilirsiniz.
Köpeğinizi cezalandırırken onu kaçamıyacağı bir şekilde tutunuz.
Ceza bittikten sonra köpeğinizi bir süre tutmaya devam ediniz. Bu
süre köpeğin korkusunun geçmesini sağlıyacaktır.
Köpeklerde görülen kötü huylar ve bunları giderme yolları;
1. Tavşan Kovalama
Bu, köpeğinizin kendi başına avlanma sırasında edindiği bir huydur.
Bu huyu yok etmenin çaresi, kamçılamak veya bir eğitim zinciri kullanmaktır.
Asla köpeğinizle birlikteyken kaçan bir tavşanı vurmayın. Sadece
kuşlara ateş edildiğinde, kuşçuların çoğu, tavşan kovalama huyundan
vazgeçerler.
2. Boş Yere Ferma Verme
Köpeğiniz eğer av olmadan, boş yere ferma veriyorsa, bu pek önemli
değildir. Ancak bu huyu avda gerçek bir sorun yaratıyorsa, yapabileceğiniz
iki şey vardır.
a) Köpeğiniz boşa ferma verdiğinde, ya onunla ilgilenmeyin, yolunuza
devam edin.
b) Ya da kuşçunuzu boşa ferma vermeyen başka bir kuşçuyla ava çıkarınız.
Bu, köpeğinizi bir rekabete sürüklüyecek ve onu bu huyundan vazgeçirecektir.
Kamçı, bu huyu yok etmek için bir çözüm değildir.
3. Kuşu Kaldırma
Av sezonu kapalıyken kendi başına kırlarda dolaşan kuşçunuz, kuş
kaldırmanın avcının işi olduğunu unutmuştur. Kuşçunuz kuşu kaldırmak
için herhangi bir eğilim gösterirse onu dikkatle izleyip, o harekete
geçer geçmez gel emrini veriniz. Bazan da kuşçunuza takdığınız 9
metrelik eğitim ipini sertçe çekmeniz gerekebilir. Av mevsimi öncesi
bir çalışmada, bu huyu ortadan kaldırabilir.
4. Başka Köpekle Rekabet
Kendi başına avlanma huyu da, diğer bir köpekle rekabettir. Köpeğiniz
ferma veren başka bir köpeği, orada kuş olduğunu bilse bile, kıskançlığından
desteklemez. Bu, köpeğinizin kendi başına avlanması sırasında, başka
bir köpekle rekabet etmeye alışmasından kaynaklanır. Bu huyu ortadan
kaldırmanız için yapmanız gereken tek şey, ona temel bir eğitim
yaptırmaktır. Bu temel eğitim sırasında köpeğinizin tasmasına bağlayacağınız
6 veya 9 metrelik bir ipin size çok yararı olacaktır. Köpeğinize
avlakta (Bıldırcın avlağı çok uygundur) bir kaç kere fermayı hatırlattıktan
sonra, onu yine ferma veren başka bir köpeğin arkasına bırakınız.
Köpeğiniz ferma vermezse, ipini çekerek “Ferma” deyiniz. Sonunda
köpeğiniz, başka bir köpekle rekabeti öğrenecektir.
5. Avlanma Sırasında Koşma
Eğitilmiş köpekler, genellikle, avlanma sırasında koşmazlar. Yani
uçan avı kovalamazlar. Ancak, yakında bulunan başka bir köpek koşarsa,
kuşçunuz da koşacaktır. Eğer avcı düşen bir avın peşinden koşarsa,
köpeğinizin de koşması çok doğaldır. Bir avı düşürdüğünüzde, köpeğinizi
avın peşinden yollayınız ve dönmesini sabırla bekleyiniz.
6. Ferma Sırasında Sabit Durmamak
Köpeğiniz, eğer sizinle ilk ava çıkıyorsa, köpeğinizin biraz vahşi
ve hareketli olması çok doğaldır. İyi eğitim verilmiş bir köpek
bu huyunu, mevsim öncesi çalışmayla çabucak bırakacaktır.
7. Karşı Cinsten Bir Köpeği Takip Etmek
Köpeğinizi kendisinden yavaş giden bir karşı cinsle ava çıkarınız.
Bu onun, başa geçmesi için kışkırtıcı olacak, bir kaç kereden sonra
da bu huyundan vazgeçirecektir.
8. Kendi Başına Avlanmak İçin Kaçma
Köpeğiniz kendi başına avlanmak için sizden kaçıyorsa, sizi sevmediğindendir.
Bu yüzden, sizinle avlanma yerine, kendi başına avlanmayı tercih
eder. Bu durumda yapabileceğiniz bir şey yoktur. Çünkü gösterdiğiniz
tüm sevgiye rağmen o, sizi sevmiyordur. Onu başınızdan derhal defedin.
Belki bundan sonraki köpeğiniz, biraz daha ilgi sonucu, sizi sevecek
ve size zevkli avlar yaptıracaktır.
9. Tüfek Sesinden Korkma
Köpeğiniz temel eğitimi sırasında tüfek sesini duyup kaçtıysa bu
önemli değildir. Ancak, köpeğiniz çok yakınınızdayken ateş etmişseniz,
bu sesten korkup kaçması çok doğaldır. Köpeğinizi tüfek sesine alıştırmadan,
bu hareketinizi sürdürürseniz, köpeğinizi iyi bir atlayıcı yaparsınız...
10. Atlayıcı Köpek
Atlayıcı köpek, kuşları sezen ama ferma vermeyen köpektir. Köpeğiniz
kuşları sezmesine karşın, yanlarından geçip gider. Atlayıcı olmasının
sebebi, ferma sonucu, hoşlanmadığı bir şeyin meydana gelmesidir.
Köpeğiniz çok yakınınızdayken ateş etmek, kulaklarının aşırı derecede
çınlamasını sağladığından, onun atlayıcı olmasını sağlayan nedenlerden
başlıcasıdır. Bunun çözümü için, köpeğinizi ferma durumuna sokunuz,
kuşları kaldırınız ve köpeğinize yakın olmayan bir uzaklıktan bu
kuşlara ateş ediniz. Vurduğunuz kuşu getirmesi için onu gönderiniz.
Burada amaç, köpeğinize av getirme zevkini tattırmaktır. Zira bir
çok kuşçu vurulan avı getirmeye bayılırlar.
Tüm bunlara karşın köpeğinizi iyi bir avcı yapmak sizin elinizde
olduğunu unutmayınız. Onu sevmek, onun hatalarına sabırla önlemler
almak, hasılı onu çok iyi tanımanızla mümkündür. Siz onu çok iyi
tanıdıkça, unutmayın ki o da sizi çok iyi tanıyacaktır.
|
| |
|
Kaynakça : AV Doğa Dergisi - www.avgunu.net
|
|